21 Şubat 2012 Salı

Karabük’te çevre tehdit altında


Hava kirliliği ile uğraşan kente yeni bir fabrika geliyor…

Karabük adını yıllardır ağır sanayi ve demir-çelik fabrikalarıyla duyururdu. Hava kirliliği de her zaman sorun olmuştur. 1937’den bugüne ülkeye sağladığı katkılar ve yarattığı istihdam sonucu fabrikaların yarattığı kirliliğe bir şekilde göz yumulan, görmezlikten gelinen Karabük daha büyük bir tehlike ile karşı karşıya. Şimdi de MARZİNC adıyla Baca Tozu ve Tufal Geri Kazanım Tesisi Karabük'e kurulmaya başlandı.

Tehlikenin önemli bir boyutu kurulacak tesisin bürokrasi ve sermayeden destek alması. Belediye Başkanının tesisin dolaylı ortağı durumunda olduğu iddia ediliyor. Valilik ve Ticaret odası şirketi kırmızı halılarla karşılıyor.

Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde de iki yıl önce, Marmara Geri Kazanım Sanayi (Marzinc) tarafından kurulması düşünülen "Baca Tozu ve Tufal Geri Dönüşüm Tesisi"ne köylüler tepki gösterip mitingler düzenlemişti.


Çevreye duyarlı Karabüklü bir vatandaş Demokrat Haber’e yaşananları anlattı:

"Bu tesis 2007 yılından beri kendisine kurulacak yer aramakta. Aliağa, Marmara Ereğli, Dilovası, Kaynarca ve son olarak da Bursa Mustafakemalpaşa’dan İdare mahkemesinin kararı ile yapımı durdurulmuştur. Şirketin hakim ortaklarının geçmişe dayanan Karabük hukukları var. Karabük Valisi, Karabük Belediye Başkanı, Ticaret ve Sanayi Odası ve Organize Sanayi Bölgesi Mütevelli Heyetinin davetiyle Karabük’e gelen şirket daha önce yaşadığı tecrübelere dayanarak her şeyi kitabına uydurmuş. Hatta ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) Raporunu gündemde fazla tartıştırmadan kabul ettirdi. İlgili sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin duyarsızlıkları ya da yetersiz bilgilendirilmeleri sonucunda rapora yapılması gereken hukuki itiraz süreçleri kaçırıldı. Sadece tesis inşaatının yanında bulunan bir gıda tesisinin açmış olduğu dava devam etmekte.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken yerel basının büyük bir kısmı olaya duyarsız kaldı hatta ‘yatırımlar engelleniyor’ diye çevre bilinci oluşturmaya çalışanları suçladılar. Tabiî ki bu tür yorumlara şirket yöneticilerinin düzenlediği kahvaltılı toplantılar etkili olmuştur.

Belediye Başkanı tesisi eleştiren Ziraat Odası Başkanına sert bir çıkışla “Herkes her konuda ahkam kesmesin, gitsin domates yetiştirsin.” demiştir. Karabük Valisi “ Devletin kurumlarına güvenmek gerek” diyerek bürokratik tavır almıştır.

Şimdiki durum ise; oluşturulmaya çalışılan Çevre Platformu bir türlü organize olamamakta. Bunun çeşitli nedenleri var elbette ama en önemli etken sivil toplum örgütü yöneticilerinin birçoğunun bu şirketle, dolaylı ortak belediye başkanı ve devleti karşısına almak istememeleri. Hukuki süreçle beraber tesisisin inşası devam etmekte en geç eylül 2012’de faaliyete geçmesi planlanmakta. İsteğimiz sesimizin tüm ülkede yankılanması, hukuki süreçte konuya duyarlı ve tecrübeli hukukçuların yardımıdır.

Karşımızda 66 milyon dolarlık yatırım yapan devasa bir güç var. Sermaye gücü ile birçok sorunu aşmaya devam etmektedir. Karabük nüfus yapısı gereği kozmopolit bir yapıda. Çevre bilinci oluşturmak için de akademik anlamda yardıma ihtiyacımız var. Geç kalmış bir çığlık olabilir ama hala umut var."


Demokrat Haber


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder